21 11 2009

Çek Bir Buzlu Rakı; Hesaplar RTÜK'den..

    Bekrilik vardır soyumuzda; ne de olsa kökler Rumeli…  Yine de ben içmedim rakı, tüttürmedim tütün; istedim ki kalsın beyin hücrelerim bütün… Amma  ve  lakin şu dinci taifesi (ki dindarlara saygımız sonsuz), yüzlerinde maskesi, kandırarak halkı olunca iktidar, ehli keyiflere  dar oldu yaşam… Donatıp da masayı her akşam; “parlatalım abicim ve de süslenelim” diyen pırnikçiler şöyle dursun beni bile dürter oldu televizyon yansılarındaki buzlanma… Aman be kadın; yeter nazlanma… Doldur bardağını buzlu rakıyla… İşin gerçeği  ben; ne anasonun kokusuna, ne sigaranın dumanına katlanamam…    AKP saltanatının 22 Temmuz 2007 günü itibarıyla başlayan II.devresiyle birlikte sigara dumanının; dumanlanışı/buğulanışı/buzlanışı/sansürlenişi  önceleri pek dokunmamıştı kanıma… Ne de olsa sigaranın dumanı;  yalnızca kullananı değil, yanında duranı da yakar ki pasif içiciler denir sigaranın olumsuz dışsallıklarının etki alanında kalanlara, üstelik onların ciğerlerini daha da sever sigaranın dumanı… Ama “Türkün Aslan Sütü”nün zararı da, yararı da yalnızca içene… Kendine  ehli keyiflikle efendilik ya da aşırılıkla, taşkınlıkla eşeklik biçene…   Son yıllarda “Vatan, Millet, Sakarya” aşkına değil de, toplumsal kirlenme bağlamında yansıya düşen “ karı/koca bulmaca, para kapmaca, ev almaca, artiz olmaca” programlarıyla beyinleri un ufak olmuş milyonlarca şaşkına; us dışı, alt kültür düzeyinde dayatılan programlara ölü bir kütük gibi duran RTÜK, son bir aydır buğulamakta, buzlandırmakta rakıyı, şarabı… Vallahi de, billahi de kışkırtmakta yalnızca ayrankolik olan ben gibi ga... Devamı

20 11 2009

Eyvah !... Başımıza Taş Yağacakmış...

  Çoğumuz yaşamımızda bir kaç kez duymuşuzdur; “eyvah !...başımıza taş yağacak” sözlerini… Özellikle toplum değer yargılarına, tutum ve davranışlarına göre pek sıradan sayılmayan, toplumun değişimle inatlaşan kesimlerini birazcık zorlayan  olgu, oluşum ve olaylar karşısında söylenir bu sözler dizini… En sonunda söyleye, söyleye kimileri bu sözleri; bilim adamlarına göre, gerçekleşmesine ramak kalmış… Başımıza taş yağabileceğine ilişkin beklentiye, yalnızca yeniliğe/değişime direnenler değil, tersine yenilikten, değişimden yana olanların önde gelenlerinden bilim adamları da katılmışlar… 17 kasım 2009 günü gündeme düşen bir duyuma göre; 2012 yılında kıyamet kopacakmış ve de bu kıyamet; çok büyük olasılıkla başımıza düşecek koskocaman bir taş aracılığıyla gerçekleşecekmiş… Gerçi kıyamet olasılıkları arasında küresel ısınma ve çevre sorunları da varmış, ama ilk sırayı başımıza düşecek koskocaman taş almaktaymış… Daha doğru söyleyişle başımıza düşecek koskocaman taş, Dünyamız’a çarpması beklenen çok büyük bir göktaşı, bir başka deyişle bir meteormuş… Anımsanacağı gibi bu olasılıktan birkaç yıl öncesinde yine söz edilmişti… Ve o günlerde de bilim insanlarının ileri sürdükleri verilere göre; dinozorlar çağında da, Dünya’ya meteor çarpmış, ardından uzun bir süre karanlık bir çağ yaşanmış…Bu süreçte  dinozorlar yok olmuş… Dinozorların yok olmasının ardından; Dünya’nın efendisi memeli hayvanlar olmuş… Onların evrimi sonucunda da; insan Dünya’nın efendisi olmuş… Bilim insanlarının yaptığı son açıklamalara göre; Dünya’ya... Devamı

10 11 2009

GDO ya da GENETİĞİ DÖNÜŞTÜRÜLMÜŞ OĞLANLAR

    Bir zamanlar 80 öncesinin duyarlı nesliyiz diye kasılırdık; Ülkemiz için, Ulusumuz için, Dünyamız için ve Dünyalılar için… Ülkemizde yaşanan 12 Eylül 1980 karışımının, karmaşasının ardından bu duyarlılıklar genç nesillerde oluşmasın diye “Balkanlar’dan gelen soğuk hava akımları gibi” dış kaynaklı pek çok kavram dayatıldı, devşirildi yeni yetişen çocuklara, gençlere ve  ad bile koyduk onlara: ÖZAL VELEDLERİ… Bugünlerde de 50 yaş üzeri nesil için yeni bir kasılma konusunun var olduğunu düşünmekteyim ki o da bizlerin gerçek kadınlar ve gerçek erkekler olarak,  son örnekler olarak geçip,gideceğimiz bu Dünya’dan… Neden mi derseniz ?...   Bilindiği gibi Dünya’da çevre sorunlarının ayırdına ilk kez 60’lı yılların sonunda varılıyor, 1968 yılında  Roma Kulübü “ekonomik büyümenin sınırları” adlı bir yazanakla konuyu gündeme getiriyor… 1972 yılında Birleşmiş Milletler Stockholm Konferansı; BİR TEK DÜNYAMIZ VAR söylemiyle toplanıyor… 1987 yılında Dünya Çevre ve Kalkınma Komisyonu “ortak geleceğimiz” yazanağıyla SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA kavramını ortaya atıyor… Daha sonraları da “yeryüzü zirvesi” olarak; önce  92’de Rio Konferansı (ki “yerel gündem 21” yerel demokrasi aldatmacası burada ortaya atılıyor), daha sonra 2002 Johannesburg’da toplanıyor Dünya’nın egemenleri ve onların öğütlerini dinleyeneleri… Derken 1997 de alınan kararlar doğrultusunda  2005 yılında Kyoto’da buluşuyor ülkeler; “eyvah küremiz ısındı, ısınıyor” çığlıkları eşliğinde… Şimdi de sırada Kopenhag top... Devamı

10 11 2009

HÜLYA BU ...

    Bundan böyle; “Neremi, neremi ?...” Banu için değil, Hülya için yeniden yazılmalı… AÇILIM üzerinden gündeme düşen Hülya; birazcık da böyle anılmalı… Attı kendini ortaya AÇILIM bağlamında; magazin borsasında yeniden tavan yapmaya… Üstelik magazin borsası ne ki ?... Ana haberlerde de oldu gündem; az daha tedavülden kalkacaktı ki bir yarısı Türk ise, diğer yarısı Kürt madem ve de  kaçmasın fırsat; öyle diyor ABD’li, AB’li, AKP’li ve de II.Cumhuriyetçi adem…Cuk oturdu valla bu  konu oldu Hülya’ya ballı badem…   30 Eylül 2009 günü, Adliye’nin önünde demiş ki; Türk tarafım şaşkın, Kürt tarafım gururlu…  Canınız neresinden isterse işte AVŞAR’ın kızı Hülya bu:   Hülya bu; gözleri boncuk, boncuk… Daha kimlere verecek öpücük ?... Hoca Nasreddin gönül kırmamak için dağıtırmış Hülya ise çıkarı için herkese “verir”; mavi boncuk Duyar gibi oldum; “Tohuma mı kaçmış” dediniz ?... Olur mu a canım; o henüz gül goncası, tomurcuk El bebek, gül bebek; en güzel yavrucuk… Hem de en akıllısından, en zekisinden Bukalemun gibi kadındır; duruma göre değişir Hemencecik kurtulur düşüncenin bile eskisinden… Daha düne kadar; “AKP’ye oy verdik, Kumamla birlikte Kaya’yı sevdik Türbanımı da takarım, kınamı da yakarım” derken Bir de baktık ki Sadettin’e sarkan bir Hülya vitrinlerde… Öyleyse ne yapmalı ?... Tezden türbanı atmalı Hemen bir haç takmalı AKP’ye göz kırpma dönemini kapatmalı… Erke... Devamı

15 09 2009

Bağışla Beni İlk Göz Ağrım...

Uzunca bir aradan sonra; düştün usuma... Keyifle dolaştım sayfalarında...Sanalda da olsa aracılığınla tanıştığım dostlarımSana bıraktığım satırlarımaHoş sözler yazmışlar, gönlümü almışlar...İlk göz ağrım benim;Sanaldaki ilk günlüğümSıkça çalmasam  da kapınıSakın tutma yasımıBen sözcüklerden hiç uzak kalmadımYalnızca yeni sayfalar açtımİşte onlardan en yenisiOla ki okumak isterse birisiİşte yönlendirmeSen beni  "vefasız" diye dillendirmeBundan böyle sıkça buluşacağızSözcüklerle dağlar, tepeler aşacağız...http://www.bagimsizgundem.com/selma-erdal/can-guvenligimiz-icin-bir-dilekce.html Devamı

11 10 2007

GÜLİSTANIN GÜLLERİ

GÜLİSTANIN GÜLLERİ için yönlendirme: http://www.sigarayason.com/ShowBlog2.aspx?Web=erdals  Devamı

05 09 2007

Hacivat'la Karagöz Sanalda

    Günlerden 1 Eylül 2007; Karagöz'le Hacivat konuşmaktalar sanalda... Yayınlanmaz bu söyleşi hiç bir kanalda...     Selma Erdal'ın yazısı için yönlendirme:   http://guvercinevi.net/haberler_siyaset.asp?id=6630   Devamı

01 09 2007

1 Eylül DÜNYA BARIŞ GÜNÜ

  1 Eylül DÜNYA BARIŞ GÜNÜ'nde, Önderin ATATÜRK gibi; Tüm insanlığa BARIŞ dile... Gerçeğe dönüşsün; YURTDA BARIŞ, DÜNYADA BARIŞ sözleri BARIŞ; tüm insanların olsun yaşam ilkesi...   Ama ne yazık ki;   Nazım'ın KÜÇÜK KIZI Dolaşıyor kapı kapı, yorgun Bir İMZA veremediler henüz Bu yıl da; Dünya BARIŞ'tan yoksun...   BARIŞ sözcüğü söylendiğinde; önceleri BARIŞ Manço, şimdilerde BARIŞ Akarsu geliyor insanların usuna... BARIŞ harcanıyor; tüketim toplumunda doyumsuzca "çıkar" kurşununa Oysa gönül vermese insanlık bu denli sömürü düzeninin tek kuruşuna Kırgın, küskün DÜNYA / DOĞA; İşte o an bizlerle barışacak Yağmurun bereketi toprağımıza karışacak Ama ne gezer; her şey düş, her şey boş Düzenin insanı; azla yetinmiyor Daha çoğu için ille de birbiriyle yarışacak...   DOĞA ile barışmadıkça insan Bu gidişle dökülecek çok kan İçilebilir bir yudum SU için... Bir lokma ekmeklik BUĞDAY için... Yaşanabilir bir karış TOPRAK için... Solunabilir temiz HAVA için... Daha çok çalacak kapı NAZIM'ın KÜÇÜK KIZI Değil Hiroşima'dan günümüze Seslenecek umutların tümüyle tükeneceği karanlık geleceğe: Teyze, amca bir İMZA ver Çocuklar ölmesin, şeker de yiyebilsinler...  ... Devamı

31 08 2007

Güncel Yazılar

    Selma Erdal'ın yazıları için yönlendirmeler:   * Düşler ve Gerçekler: http://guvercinevi.net/haberler_siyaset.asp?id=6607   * Kaymakamın Karısı: http://guvercinevi.net/haberler_kultur.asp?id=1684   * "Eş Durumundan" Aydın: http://guvercinevi.net/haberler_kultur.asp?id=1685     Devamı

07 05 2007

ORAY EĞİN Kimmiş ???????

Oray EĞİN'e gıcık olanlara bir link, öğrenin bakalım o kimmiş?...   Ve  şu söyleyemediği "R" harfini nerede yutmuş?...   Az sonra; BİR VARMIŞ, BİR YOKMUŞ'da...   http://gayigayiver.blogspot.com/   Devamı

27 04 2007

SELMA ERDAL YAZIYOR

  Selma Erdal yazıları; okuyun, yorumlayın, puanlayın...   http://onpunto.com/ShowBlog.aspx?Web=selmaerdal   Devamı

26 04 2007

TER DAMLALARI

    Erkeğin bedenindeki tüm kaslar kasıldı... Güçlü bir yarış atınınkini andıran bacakları yay gibi gerildi... Alnında biriken terler, kadının yüzüne damlıyordu... Soktu çıkardı, soktu çıkardı... Soluması giderek hızlandı...   Bunca uğraşa karşın, anahtar koca demir kapının kilidine bir türlü uymuyordu... Yılların yalnızlığında, koruduğu bahçenin duvarlarıyla birlikte yağmurla sevişirken paslanmış, kendisine verilen görevi özveriyle sürdürmüştü... Şu koca duvarların arkasında saklanan küçük evle birlikte, ayva, elma, turunç ağaçlarını yabandan saklamıştı...   Adam alnındaki ter damlalarını elinin tersiyle silerek kadına baktı: -Sen burada bekle, ben bir açkıcı ustası bulmaya gidiyorum...   Selma Erdal/Bursa Devamı

24 04 2007

GÜL DİKTİLER SONUNDA...

  LAİKLİK Mİ ?...O DA NE?... "CUMHURA REİS"; GÜL SURETİNDE RTE... ??????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????? Devamı

12 04 2007

MUM IŞIĞINDA

  Mum ışığında sevişmek hoşluk verdi İşin gerçeği; elektrik parası kesemi gerdi Yine de güzeldi Mumun titrek ışığında öpüşmek yarla Sokaklar örtülse de Bursa'da karla İçim sıcacıkdı... *Geçmişden hoş bir anı; Selma Erdal/Bursa   Devamı

12 04 2007

SANDIK

  Yoksa yeniden gelin olmayı mı düşlerdi Çeyizleri dururdu naftalin kokulu sandıkda Biz de gelenek böyle sandık da Sustuk annemize gündelik odalarda... Konuklara ayrılanlar sanki müzelik Açılmaz kapıları, dokunulmaz örtülerine Soframızda takımı bozulmuş tabaklar Dilde; "Gündeliği güzel olanın, Yabanlığı olmazmış" söylencesi... Kurtuluş var mıydı ölümden?... Yaşamdan ertelenmiş keyifleriyle Sarılıp gittiler beş metrelik kefenle Ardlarında kaldı; Çeyizlerle dolu ceviz sandık Biz de gelenek böyle sandık Nasıl da kandık, onların bu tatlı yalanlarına... Selma Erdal/Bursa Devamı