29 10 2006

BAĞIMSIZLIK ÜZERİNE

    Bazan bağımlılık duygusunu seviyorum Birilerine bağlı olmak Bir sevgiliye Bir kente Bir ülkeye... Bazan da bağımsızlık özlemim depreşiyor İşte o zaman Başkaldırıyorum Bağımlılık duyduğum herşeye... Selma Erdal/Bursa Devamı

29 10 2006

Kadınlar sesini yükseltmedikçe; erkekler böyle konuşurlar!...

27 Ekim 2006 günlü Cumhuriyet'ten-Hürriyet'e pek çok gazetede, Avustralya'nın en etkili Müslüman din adamlarından El Hilali'nin; "Eğer üstü açık eti dışarıda bırakırsanız, kediler de gelir ve onu yerler. Bu kimin hatası? Kedilerin mi, yoksa üstü açık bırakılan etin mi?" sözleri yer alıyordu. Kadını "et"e indirgeyen din adamlarının bu ve benzeri sözleri; kuşkusuz kadın-erkek ilişkileri bağlamında eleştirilebilir, "islam" dininin başka dinlerin adamlarınca terörist yetiştiren bir inanç sistemi olarak değerlendirilmesine nasıl da olanak sağladıkları bağlamında da... Kuşkusuz derdim tasam bunlar değil; beni tasalandıran, endişelendiren yalnızca ve yalnızca KADINLAR, kendileriyle ilgili yorumlar yapılan, kararlar alınan, yaşam biçimleri belirlenmeye çalışılan KADINLAR...Ve onların suskunlukları... Oysa; "TENSELLİĞİM DE, TİNSELLİĞİM DE BENİMDİR" demedikçe KADINLAR, Sonsuza değin ortaya çıkacaktır "El Hilali" gibi ODUNLAR... Selma Erdal/Bursa Devamı

29 10 2006

Bugün 29 Ekim 2006; CUMHURİYETİMİZ 83.yaşında...

CUMHURİYETİMİZ'in 83. yılında, ATATÜRK İLKE VE DEVRİMLERİ'nin aydınlanmasında, Ülke bütünlüğümüzden ve Ulusal birliğimizden ödün vermeyen bir yurtdaş olarak; Ülkemiz'in nereden gelip, nerelere götürülmek istendiği üzerine herkesi düşünmeye çağırıyorum... Kurtuluş Savaşı, Lozan Barış Antlaşması ve Ulusal Andımız'la (Misak-ı Milli) sınırları çizilen Ülkemiz'in; 1920'lerde Ülkemiz'i paylaşan yedi düvelimize, ABD(IMF) ve AB buyruklarıyla nasıl da altın tabakta sunulduğunu, nasıl da peşkeş çekildiğini düşünmeye çağırıyorum... CUMHURİYETİMİZ'in tüm kazanımlarını geriye götürmek isteyenlerin; bugün nasıl olup da bizleri yönetmesine böylesine suskun kalındığını düşünmeye çağırıyorum... Selma ERDAL/Bursa   Okuyunuz, öneriniz: www.guvercinevi.net Devamı

08 10 2006

AŞK TEKERLEMESİ

                                      Bir gülücük                                       Bir sözcük                                       Bir öpücük                                       Derken aşıksın...                                                 Dalda çiçek                                                 Çiçekte böcek                                                 Gönlün kelebek                        &nbs... Devamı

07 10 2006

SÜRTÜK

            Deli dolu tombulca sarışın meyhanenin içinde önce şöyle bir dolaştı, kapının yanına geldi, çevresini çapkınca süzdü. Masalarda erkek erkeğe meyhanenin sürekli müşterileri demleniyorlardı. Tabak, bardak, çatal seslerinin arasında yankılanan bağrıyanıkların yavuklularına yolladıkları sövgüler, övgüler birbirine karışıyordu. Sigara dumanlarının sisleri arasında kime sokulacağını, kimin masasına yanaşacağını kestirmek öyle pek kolay olacak gibi değildi. Derken süzüle süzüle, kelli felli subay emeklisi Refik Bey'in masasına geldi. Refik Bey; bu sarışın sürtüğün masasına gelmesinden, öncelikle kendisini seçmesinden hoşnut, mutlulukla bardağına rakı doldurdu. Bu etine dolgun sarışına sokuldu, rakısının yanına en sevdiği mezesi beyaz peynirinden bir parça da ona uzattı: -Şerefine Sürtük'çüğüm!...           Meyhane Sürtük'ü cıvıl cıvıl neşesiyle, rakıdan da bir yudum aldıktan sonra, gözlerini Refik Bey'in mavi-yeşil gözlerine dikti, ona sessizce baktı. Adamın yüzündeki sevecen gülümseyiş karşısında, güvenle onun göğsüne sokuldu. Refik Bey özlediği sevgiliyi bulmuşçasına, onunla buluşmuşçasına gözlerini yumdu, bir an düşlere daldı. Belki bir on dakika kendi kendine kaldı. Yeniden rakısından bir yudum alma isteğiyle gözlerini açtığında, Sürtük iki masa ötedeki Kılıbık Kemal'in yanındaki yerini çoktan almıştı. Ardından seslendi: -Seni Sürtük, seni!...Ne tez terkettin beni?...           Kılıbık Kemal'in dizleri üzerinde kendine yer bulmuş olan Sürtük hiç aldırmadı bu yakınmaya...Ama yan masadaki Hovarda Celal, Kemal'e takılmadan duramadı: -Aman Kemal Abi; Ümran Yenge geliverir de, seni böyle Sürtük'le kucak kucağa görürse valla dayağı yersin...Hem sen bu akşamın  bulaşıklarını yıkadın mı ki buralarda böyle gönül eğliyorsun?...           Ell... Devamı

07 10 2006

MUTLULUĞUN RESMİNİ ÇİZMEK ÜZERİNE

Ben mutluluğun resmini, İşin kolayına kaçmadan çizdim Nazım usta!... Ölüm Meleği'ne kaptırınca eşimi, Tezden sildim gözümden yaşımı Aradım buldum işimi İki bebeme  aş pişirdim... Ben mutluluğun resmini, İşin kolayına kaçmadan çizdim Nazım Usta!... "Eksik etek" dul kadın olup, boynumu bükmedim Koruyun, kollayın diye çevreme bakmadım Ölenimin ardından ağıtlar yakmadım Yüreklice direndim yaşama Hele ki; neden geldi bunlar başıma Diye yakınmadan; Aldım kalemi elime Yazgımı sil baştan yazdım... Selma/Bursa Devamı

06 10 2006

MİLLETVEKİLİ SEÇİLME YAŞI 25 OLSUN DİYORLAR !...

Bilindiği gibi Türkiye; genç nüfusu olan bir ülkedir, bundan yola çıkan  egemenler ( ki AKP'liler) ve de onlara karşıt seçilmişler ( ki CHP'liler) milletvekili seçilme yaşının 25 olması gibi bir öneride buluşuyorlar, ortak düşüncedeler...Ne de olsa seçimler yaklaşıyor; genç oylara ulaşmak için, gençlere hoş iletiler göndermek gerek... Olur da bu önerileri, düşünceleri, yasalaşır, dolayısıyla gerçekleşirse; bu yeni durum için demek isterim ki: Haydi kızlar okula dercesine, HAYDİ KIZLAR SİYASETE !... HAYDİ KIZLAR TBMM'YE !...   Popstar/popostar olmayı amaçlamak yerine; düşünen, üreten, yöneten olmayı amaçlayın !... Haydi kızlar gerçek yaşama katılın; geleceğinizi belirlemek için siyasete atılın !...   www.guvercinevi.net http://blogselmaerdal.blogspot.com   Devamı